26 Nisan 2020, 19:26 tarihinde eklendi

AmidArt

AmidArt

2018 yılında kentin ihtiyaçları doğrultusunda çok kültürlülüğü referans alan ve kültür&sanat alanında canlılık yaratmak gayesiyle kurulan Amidart Sanat Kolektifi yürütücülerinden Murat Aygün ile Amidart’ı, kayyum politikalarından sonra kentin kültür&sanat ortamını ve korona günlerinde açığa çıkan üretim ve erişim sorunları konuştuk.

 

Bilge IŞIK/Gazete Mecra

 

- Amidart Kolektifi nasıl bir araya geldi?  Ve neden Amidart, bu ismin sizin kuruluş gerekçenizle ilgisini biraz tanımlar mısınız?

Politik ve sosyal sorumluluk duygusuyla bir araya gelen iki kişi bu yapının ortaya çıkmasına öncülük etti.  Ortaya çıkan ihtiyaç ve eksikliklerin sohbetlerimize konu olması ile beraber böyle bir yapı kurma fikri ortaya çıkmış oldu. Tabi bu söz konusu olası ihtiyaç ve eksikliklere dair sohbetlerimiz; kayyum süreciyle beraber yoğun konuşulmaya başlayan sohbetler ve bu sohbetler sonucunda ortaya çıkmış bir yapı AmidArt.

İlk ortaya çıktığımızda sadece Diyarbakır merkezli bir yapı olarak kurgulamıştık yapımızı. Diyarbakır'da kültür&sanat alanında çok dilliliği esas alan birtakım etkinlikler düzenlemek niyetiyle, 21 Mart 2018'de Amidart topluluğunu deklare ettik ve etkinliklerimize-faaliyetlerimize başlamış olduk.

"Bir Kültür Sanat Bileşkesi" olarak tanımladık kendimizi; çok kültürlüğü ve ortaklıkları referans alan gönüllü kişilerin bir araya gelip kolektif bir yapı oluşturduğu, şehirde dolaşım halinde olan, "mekânsız ama her yerde" sloganıyla da yola çıktık. Faaliyetlerimize konserler, çocuklara ve yetişkinlere masal etkinlikleri ile başladık. Lakin sonradan fark ettiğimiz ihtiyaçları da gözeterek etkinlik skalamızı genişlettik ve çeşitli atölyeler, film gösterimleri, söyleşiler, dinletiler de organize etmeye başladık.

Dediğim gibi ilk ortaya çıktığımızda sadece Diyarbakır merkezli bir yapı olarak kurgulamıştık yapımızı ve mekân olarak kendimize şehri seçmiştik. Bu nedenle kendimizi tanımlarken şehri referans almak istedik. Bilindiği üzere aslında “Diyarbakır” suni bir ad.  Osmanlı İmparatorluğu'nun son yıllarında başlayan yer isimleri değiştirilmesi, Cumhuriyet döneminde hızlanarak devam etmiş ve Kemalist hükümetler döneminde de yer isimlerini değiştirmek için özel devlet komisyonları kurulmuştur. Vikipedia’da yer alan bilgiye göre 12.211 köy ve kasaba ismi ile 4 bin dağ, ırmak ve diğer coğrafi yerler dahil olmak üzere 28 bin civarı yer adının değiştirildiği belirlenmiştir. Değiştirilen bu isimler genellikle Arapça, Bulgarca, Ermenice, Gürcüce, Kürtçe (Kurmancca, Zazaca), Lazca, Süryanice ve Yunanca dillerindeydi. “Diyarbakır” da ismi değiştirilmiş yerlerden biri. Tarihi kaynaklarda “Amid, Amida, Amidi, O'mid, Emit, Amide, Kara Amid, Diyarbekir” adları kullanılmıştır. Kürt kaynaklarında ise daha çok “Amida” ve “Diyarbekir” adları geçmektedir. Biz de bu adlardan “Amida”yı referans alarak İngilizce sanat anlamına gelen “Art” kelimesi ile birleştirerek, AmidArt olarak kendimizi adlandırmak istedik. Hem yaslandığımız yeri işaret etmek istedik hem de mekânsal hafızamızı diri tutmak ve kültürel hafızımıza referansla faaliyetler yürütme arzusunda olduk.

 

 

-  Kısa sürede geniş bir dinleyici-izleyici kitlesi yakaladınız; bu noktada toplumsal beklentilere ve ihtiyaçlara karşılık veriyor olmanız mı ön plana çıkarıyor sizi?

 

Bahsettiğim üzere AmidArt, özellikle kayyum politikalarından sonra ortaya çıkan ihtiyaç ve eksiklikleri görerek sorumluluk duygusuyla ortaya çıkmış bir yapı. Faaliyet ve etkinliklerimizi planlarken öncelikle  toplumsal ihtiyaç ve beklentileri dikkate alarak planlamaya çalışıyoruz. Diğer taraftan yenilikçi ve alternatif işler yapmak gibi bir bakış açımız da bulunmakta ve etkinlik-faaliyetlerimizi planlarken bu hususları dikkate alarak hareket ediyoruz. Bu noktada sosyal medyayı, alternatif haber kaynaklarını özenle takip etmeye ve algımızı geniş tutmaya çalışıyoruz. Bazı alanlar için söz konusu alana hâkim kişilerle fikir alışverişinde bulunuyoruz, danışmanlık alıyoruz.

 

AmidArt olarak varlık gösteremeyen alanlara da yer açmak, sahne bulamayan, konser yapamayan sanatçıları davet edip dinleyicilerle buluşmasını sağlamak, çocuğu dikkate alan ve onları güçlendirecek çocuk çalışmaları, çok dilli ve kültürel çeşitliliği de dikkate alan etkinlikler yürütmek gibi temel  amaçlarımız var.

Bu çalışmalarımızın hatırı sayılır düzeyde insanın dikkatini çektiğini ve bizleri düzenli takip eden, etkinlik talebinde bulunan izleyiciye ulaşmamızı sağladığını söyleyebilirim.

Daha ilk etkinliklerimizde bile önemli sayıda izleyicinin etkinliklerimize dahil olarak bizleri destelediğini ve ne kadar doğru bir yerden referansla yola çıktığımızı gördük.

 

Her türlü olumsuz koşullara rağmen, yeni olmamızdan kaynaklı eksikliklerimize rağmen takipçilerimiz bizi desteklemeye devam ettiler ve kendimizi sürdürmemizi sağlayan en önemli motivasyon kaynağımız oldular. Daim olsunlar…

 

 

- Bir yandan çeşitli yaş gruplarını hedef alan masal etkinlikleri yapıyorsunuz, diğer taraftan konser organizasyonları düzenliyorsunuz, zaman zaman ise çeşitli iş birlikleri kurarak kültürlerarası diyalog kanalları oluşturmaya da gayret eden üretici projeler yürütüyorsunuz. Bütün bu çalışmalar bir yerde Amidart’ın üstlendiği misyonları da tanımlıyor mu? Ya da siz kendinizi böyle bir yerde görüyor musunuz?

 

Temel etkinliklerimizin başında masal etkinlikleri gelmekte ve özellikle üzerinde durmak istiyorum; düzenli olarak hem çocuklara ve hem de yetişkinlere masal etkinlikleri düzenlemekle birlikte bu alana yönelik atölyeler ve eğitimler de düzenliyoruz. Masallar ve masal anlatıcılığı, yaşadığımız çağda unutulmaya yüz tutmuş ve etkisini yitirmekte olan sözlü geleneklerin en önemli parçalarından biri ve günümüze kadar daha çok geleneksel yöntemlerle devam ettiriliyordu. Lakin yaşadığımız dijital çağla birlikte, asimilasyon politikalarının da etkisiyle geleneksel yöntemler etkisini yitirmeye devam etmektedir. AmidArt olarak, kadim sözlü geleneklerimizden biri olan masal anlatıcılığını farklı dillerde yeniden hayata geçirerek, kentteki yetişkinler ve çocuklarla buluşturmaya çalışıyoruz. Masalların “Kültürel hafızayı diri tututarak, insan ve toplum bilgisinin kuşaktan kuşağa aktarılmasına katkı sunduğunu” biliyoruz ve bu etkinlikleri planlarken özellikle çocukların geleneksel sözlü kültürle temas içerisinde olmalarını sağlayarak anadil kullanımını teşvik etmek ve bu geleneğin süreklileştirmesini sağlamak, sözlü kültürün devam ettirilme biçimleri ve hikâye anlatıcılığının genel özelliklerini incelemek ve ana dili hatırlama, hatırlatma için nasıl kullanıyor olduğumuzu tartışmak ve sözlü anlatımda derleme pratikleri üzerine deneyimleri paylaşmak, pratiklemek ve sözlü kültür derlemeleri yapmak gibi amaçlarımız bulunmakta. Yaptığımız eğitim faaliyetleriyle yeni kuşak anlatıcılar da yetiştirerek bu geleneğin anlatıcılar aracılığıyla içinde yaşadığımız koşullara uyum içerisinde dinleyicilerle düzenli olarak buluşmasını sağlamaya çalışıyoruz.

 

Diğer temel etkinliklerimizden biri de konserler. Masallarla başladık ama diğer kültür sanat mecralarıyla ilgili de boşluk olduğunu fark ettik ve konser organizasyonları da yapmaya başladık. Diğer taraftan özellikle Kürt müzisyenler artık alan/sahne bulamıyorlardı. Bu duruma karşı kayıtsız kalamazdık ve 28 Nisan 2018’de ilk konser etkinliğimizi Siya Şevê grubuyla gerçekleştirdik; böylelikle alan bulamayan Kürt müzisyenlere de alan açmaya başladık. Konser etkinlikleri, kendi ekonomisini oluşturduğu ve artı kaynak yaratmamızı sağladığı için daha düzenli devam eden etkinliklerimizden oldu. Bazı etkinliklerimizi ücretsiz gerçekleştiriyoruz ve bu etkinliklere kaynak olarak konserlerden elde ettiğimiz gelirleri aktarıyoruz. Bu nedenle konser etkinlikleri bu açıdan da bizim için önemli etkinliklerin başında geliyor! Ayrıca konser etkinlikleri reklam çalışması yürüttüğümüz ve daha geniş kitlelere ulaşabilmemizi, görünürlüğümüzü daha çok sağlayan bir etkinlik türü. Bu açıdan da bizim için önemli.

 

Diğer taraftan evet iş birlikleri bizim için önemli bir durum arz etmekte. Mekânsız bir yapı olduğumuzdan bütün etkinliklerimizde öncelikli olarak mekânsal iş birliği gerçekleştirdiğimiz en az bir partnerimiz oluyor. İlk ortaya çıktığımızda kendimizi sadece Diyarbekir merkezli bir yapı olarak kurguladığımızı belirtmiştim; ancak gerçekleştirdiğimiz etkinlikler yakın kentlerde de talep görmeye başladı ve bazı etkinliklerimizi Batman ve Mardin kentlerinde de yerel partnerlerle gerçekleştirmeye başladık. Özellikle konser etkinliklerimiz bu noktada daha fazla rağbet gören etkinliklerden ve hem müzisyenlerin masraflarının bölüşülerek azaltması açısından hem de ek kaynak yaratması açısından bize de cazip gelmiş oldu. Bir yandan da AmidArt takipçileri artmaya ve diğer kentlere de yayılmaya başlamıştı. Yapımız Diyarbekir merkezli olmakla beraber daha geniş bir coğrafyada da görünür olmaya ve etkinlikler düzenlemeye başlamış oldu. Sorunuzun diğer kısmına gelirsek evet zaman zaman çeşitli iş birlikleri kurarak kültürlerarası diyaloglar kurmaya ve ortak işler yapmaya, ortak projeler yürütmeye de çalışıyoruz. 2019 yılında Kültür İçin Alan’ın desteğiyle İzmir’de bulunan 6x6x6 Kollektifi ile beraber, “Sözlü Kültür Çalışmaları: Karşılaştırma, Derleme ve Doğaçlama Sanatsal Üretimler” projesini yürüttük. Ve bu iş birliği içine Çanakkale, Ankara ve İzmir’den başka yapıları da içine alarak büyümeye başladı ve beraber yürütebileceğimiz farklı projeler kurgulanmaya başlandı. Önümüzdeki süreçte bu projeleri yürütmek için kaynak arayışı içerisindeyiz.

 

Kültür İçin Alan’a değinmişken biraz bahsetmek istiyorum. Kültür İçin Alan, kültür sanat alanında çalışma yapan, kültür ve sanat etkinlikleriyle topluma katkı sunmak isteyen kişileri/toplulukları/kurumları destekleyen, kapasitelerini geliştirmeyi de kendine misyon edinen, yerel ve ulusal  işbirliğini önemseyen ve teşvik eden, çok kültürlülüğün değerli bir birliktelik kaynağı olduğunu bize hatırlatan, kişilerin/toplulukların/kurumların hedeflerine ulaşmasında destek olan, ihtiyaçlarını destekleyen/katkı sunmaya çalışan bir yapı olarak tanımlanabilir. Ve 2018’den bu yana İzmir, Gaziantep ve Diyarbekir’i, 2019’dan bu yana Mardin’i ve 2020 ile beraber Batman’ı da kapsayacak şekilde sunduğu destekle bu kentlerdeki kültür&sanat ortamının hayli canlı ve dinamik bir şekilde farklı disiplinlerde üretimlerine devam etmelerine öncülük etmiştir.

 

 

 

- Amidart’ın kuruluş süreci kayyum sonrası döneme tekabül ediyor. O dönemin ihtiyaçlarına cevap verme gayeniz olduğunu da biliyoruz. Peki şu an baktığınızda kendinizi tam olarak nerede görüyorsunuz, hikâyeniz nasıl bir değişikliğe uğradı?

 

AmidArt kayyum politikalarının başlamasıyla beraber politik ve sosyal sorumluluk duygusuyla bir araya gelen kendine sorumluluk biçmiş bir yapı. Bu yolda büyüyerek çoğalmaya ve etkinliklerini artırarak kentin kültür&sanat hayatına katkı sunmaya devam ediyor. Kayyumlar aracılığıyla gerçekleştirilmek istenen müdahalelere cevap olarak ortaya çıkmış bir yapı olduğumuzu ifade etmekten imtina etmiyoruz ve aslında tam olarak bu politikalara bir cevap olarak varlığımızı sürdürmeye devam ediyoruz.

 

Etkinlik ve faaliyetlerimizi kentin, toplumun ihtiyaçları doğrultusunda ve kültürel&sanatal dokusuna uygun referanslarla hayata geçirmeye çalışıyoruz. Bu başlı başına yeterli bir yöntem. Alternatifsiz olmadığımızı, kendi bilgi-birikimlerimizle üretimlerimizi gerçekleştirebileceğimizi, kaynaklarımızı yaratabileceğimizi, dayanışmanın bizleri var edebileceğini göstermiş oluyoruz. Hikâyemiz de bizimle beraber büyümeye, gelişmeye devam ediyor.

 

 

 

- Kentin kültür-sanat ortamındaki paydaşların üretimlerini takip ediyor musunuz? Beğendiğiniz, takip ettiğiniz inisiyatifler, kişiler var mı?

 

Kültür&sanat alanında faaliyet yürüten bir yapı olduğumuz için hem yerel hem de ulusal alanda gerçekleşen faaliyetleri, üretimleri yakından takip ediyoruz. Diğer taraftan diasporada yaşayan Kürt sanatçıları ve yapıları da takip etmeye çalışıyoruz. Ayrıca uluslararası arenada kültür&sanat açısından neler gerçekleşiyor, ne gibi yenilikler ortaya çıkıyor bunları da takip etmeye çalışıyoruz. İmkânımız elverdikçe yerel, ulusal alanı takip etmeye ve ilham almaya çalışıyoruz.

 

Kentimizde bulunan Loading, A4 Açık Sanat ve Sergi Alanı, Amed Şehir Tiyatrosu, Ma Müzik, ÇocukÇa Derneği, Rengarenk Umutlar Derneği, Difak, Merkezkaç Sanat Kollektifi ... gibi yapıları ve üretimlerini özenle takip etmeye çalışıyoruz. Ayrıca diğer kentlerimizde bulunan Yeni Sahne, Leylan Cafe&Kitap, 13metrekare gibi yapıları da takip ediyoruz.

Sosyal medya üzerinden özellikle PopKurd, Chalak Events yapılarını imrenerek takip ettiğimizi de vurgulamak istiyorum.

Ali Kemal Çınar, Özkan Küçük, Ercan Altuntaş, Lütfü İrdem’in üretimlerini de beğendiğimizi söylemek isteriz. İlk aklımıza gelenler bunlar, uzun bir listemiz var aslında.

 

 

- Bugünlerde birçok kurum ve yapı arşivini açıyor, listeler yayınlıyor. Dijital-online mecra yoğun bir paylaşıma sahne oluyor. Bu yoğun paylaşım sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz? Siz bugünlerde dijital alanda alternatif üretimler gerçekleştiriyor musunuz?

 

Online mecra çok iyi bir alternatif, kitlelere ulaşabilmek önemli bir alan olmakla beraber aynı zamanda kör bir kuyu gibi, çok büyük bir mecra olduğundan orada çok çabuk kaybolmak da mümkün. Online-dijital dünya hayatımızda önemli bir yer tutmakta. Bu karantina günlerinde ise daha fazla yer etmeye başladı. Bir anda herkes online medya kanalları üzerinden bir şeyler yapmaya çalıştı, varlık göstermek istediler ve istiyorlar. Pink Floyd, Metallica, Rolling Stones gibi müzik devleri arşivlerini erişime açmaya başladılar, online canlı konserler düzenlemeye başladılar. Bu etkinler karşısında şansınız ne olabilir ki? Online mecrada kaybolmak ve görülmemek çok olası yani.

 

Bir taraftan online-dijital mecrada çok önemli işler ortaya çıkmakla beraber sıradan, birbirini taklit eden ve bu medya kanalları üzerinden görünmek zorunda olduğunu hisseden kişi ve yapılar kendilerini hunharca göstermeye başladılar. Çok fazla şeye maruz kalmaya başladık ve bıktırıcı olabilecek durumlar ortaya çıkmaya başladığını söyleyebiliriz. Hassas ve dikkatli olunması gerektiğini düşünüyoruz.

 

İyi düşünüp, etraflıca planlanmak gerek!

 

Pandeminin Türkiye’de de görülmesi üzerine o günlerde Lawje grubuyla birlikte Diyarbekir, Batman ve Mardin’de gerçekleştirmeyi planladığımız mini turnemizin sadece Diyarbekir ayağını gerçekleştirebildik. Mardin ve Batman’da gerçekleşecek konserlerimizi iptal etmek durumunda kaldık. Ve bizde dinleyicilerimize, takipçilerimize moral olsun diye, söz konusu iptali telafi etmek istedik ve Lawje grubuyla birlikte Deva Hamamı’nda instagram üzerinden mini bir canlı yayın konseri gerçekleştirdik. Aslında daha ilk günden bu online-dijital mecranın olanaklarının farkındaydık ve kullanmaya başlamıştık. Ama sizin de dediğiniz gibi bir anda çok yoğun paylaşımlara sahne olmaya başladı. Bu durumu görünce geri çekilip durumu gözlemek istedik ve olası bütün handikapları ve avantajları görüp, etraflıca analiz yapıp online mecrada çeşitli etkinlik ve faaliyetlerimizi planlamak istedik.

 

Bu süreçte PopKurd, Chalak Events önemli ve kaliteli işler ortaya koydular, buradan onları tebrik etmek istiyoruz. Bize ilham olduklarını da söyleyebiliriz

 

Şimdilik sadece, şu günlerde günlük yaşantımıza eşlik etsin ve keyifli vakit geçirebilelim diye çeşitli müzisyenlerden, sanatçılardan, yazarlardan, mekanlardan takipçilerimiz için spotify playlisti oluşturmalarını istedik ve bu playlistleri sosyal medya hesaplarımız üzerinden paylaşıyoruz.

 

 

- Peki, korona günlerinden sonrası için planladığınız yeni projeleriniz var mı? Sizi merakla ve ilgiyle takip eden izleyicileriniz için biraz bahsetmek ister misiniz?

 

Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum; her felakette olduğu gibi pandemi ile birlikte olumsuz etkilenen alanların başında ne yazık ki yine kültür&sanat alanı geliyor. AmidArt olarak 2 atölye, bir oyun ve 4 konserimizi iptal etmek zorunda kaldık ve planlaması yaptığımız bazı etkinliklerimizi de ertelemek durumunda kaldık. Bizim gibi diğer kültür&sanat yapıları-çalışanları da benzer kararlar almak zorunda kaldı maalesef.

Kültür ve sanat alanında faaliyet gösteren kişiler ve yapılar zor günler geçirmekte. Bu yapıların, kişilerin ayakta kalmalarını ve faaliyetlerini sürdürebilmelerini sağlayacak bir yol bulup, dayanışma göstermek gerektiğini düşünüyorum.

 

Pandemi ne zaman sona erer, sürecin nasıl yürüyeceğine dair henüz bir öngörü olduğunu düşünmüyorum. Sadece iyimser tahminler ve devletlerin; en azından çoğunun pandemi karşısında hayasız tutumlarını konuşabiliriz.

 

Dediğim gibi şu an ön görmek çok mümkün olmasa da “pandemi” hayatın her alanında sonrasında da etkili olacak ve önemli değişiklikler söz konusu olacağını söylemek çok öngörülmez olmasa gerek. Hayatın her alanında olduğu gibi kültür&sanat alanında da ciddi değişimler olacak ve bunlara uyum sağlamamız gerekecek, hem izleyicilerin-takipçilerin hem de kültür&sanat yöneticilerinin, çalışanlarının süreç içerisinde buna dair hazırlıklarını yapmasını ve sürece adapte olmaları gerektiğini düşünüyoruz. Hepimizi uzun bir süreç bekliyor. Bu nedenle şimdiden yeni projeler ve palanlardan bahsetmek gerçekçi olmayacaktır. Ama şunu ifade edebiliriz, pandemi sonrasındaki sürece şimdiden hazırlanmaya başladık ve kaldığımız yerden devam edip heyecan yaratacak işler ortaya koyacağımızı söylemek istiyoruz.

 

Kim bilir belki kentte yeni bir kültür&sanat mekânı kazandırıp, hep beraber güzel işler gerçekleştiririz.

 

Bizi takip etmeye ve desteklemeye devam etsinler lütfen…

 

- Son olarak sabit bir sorumuz var; tek bir cevap lütfen. Sizin için geliyor: Mihemed Şexo mu Seîd Yusif mi?

 

Cevap veriyorum: Nizamettin Ariç, Mikail Aslan, Lawje, Ciwan Haco, Şivan Perwer, Îsa Berwarî, Susika Simo, Aslika Qadir, Pervin Çakar, Mihemed Şexo, Seîd Yusif, Rençber Aziz, Egîdê Cimo, Karabetê Xaço, Filîtê Quto, Feyzoyê Rizo, Reşîdê Baso, Sîmir Rûdan, Agît Işık, Hanî Mojtahedy, Mehmet Akbaş, Kerem Sevinç, Kamkars, Shahram Nazerî, Nishtiman, Kayhan Kalhor, Gani Mirzo, Şakiro, Esrarê Deyîrî, Koma Amed, …

 

 

 

Meraklısı için Amidart’ın bugüne kadar gerçekleştirdiği etkinlikler:

 

Dinleti ve Konserler:

Sîya Şeve, Sîmir Rûdan, Harun Elki (Koma Rewşen’in Solisti), Sasa Serap, Kalê Badi, Mehmet Akbaş, Rumeysa Çamdereli, Mirady, Cihan Mürtezaoğlu, Ahmet Ali Arslan, Tuvana Ceylan, Anadolu Quartet&Mehtap Arslanargun, Serdar Keskin, Lawje, Metin&Kemal Kahraman, Berlin Trio, Cem Erdost İleri

 

Atölyeler:

Kadim Masallar ve Masal Anlatıcılığı Eğitimi, Şiddetsiz Eğitim Atölyesi, Gezi Yazarlığı Atölyesi, Kemal Varol İle Roman Atölyesi, Çocuk ve Mimarlık Atölyesi, Derleme Atölyesi (Sözlü kültür ürünleri derlemesi), Çocuklarla Masal Atölyeleri

 

Gösterim, Söyleşi ve Dinletiler:

Çocuklara Masallar, Yetişkinlere Masalllar,  Malmîsanij ile Şiir Okuma ve İmza Etkinliği (Zazaca), J. Îhsan Espar ile Şiir Okuma ve İmza Etkinliği (Zazaca), Yıkıntılar Arasında film gösteri ve Söyleşi Programı (Murat Özyaşar ve Özcan Alper’in katılımlarıyla.), Roboski: Hafıza ve Adalet; Film Gösterimi ve Panel (Özgür Amed, M. Emin Aktar ve Azad Doğru’nun katılımlarıyla.), Hicri İzgören ve Ahmet Çakmak ile Şiir ve Şarap Gecesi, Işılay Balsak ile Şaraplı Masallar ve Ninkasi’nin Masalı etkinlikleri,  “Erivan ve Bağdat Radyosunun Çalışmaları, Günümüze Etkileri ve Egîdê Cimo” (Kurmancca), Pınar Yıldız ile Şiir Okuma ve İmza Etkinliği (Zazaca), “Buluşan Sesler, Çizgiler/Hevdîtınên Dengan Xêzan” (Sergi; çok dilli işitsel ve görsel ürünlerin sergilendiği)

 

Ayrıca 7-11 Haziran 2019 gerçekleşen Sur Çocuk Festivali ortaklarındandık.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *