13 Mayıs 2020, 09:40 tarihinde eklendi

LGBTI+ ve kadın sporcular 'Alan Savunması'nda

LGBTI+ ve kadın sporcular 'Alan Savunması'nda

 Alan Savunması bir internet sitesinden daha fazlası. LGBTI+ ve kadın sporcuların kazanımları ve olumsuz deneyimlerine odaklanan yeni bir çevrimiçi haber platformu 'Alan Savunması' ile konuştuk.

 

 

Öncelikle ‘Alan Savunması’ fikri nasıl ortaya çıktı, Alan Savunması’nı ve sizleri tanıyabilir miyiz? 

 

 

Böyle bir platform oluşturma fikri aslında uzun zamandır aklımızdaydı. Medyada bu tip bir girişimin eksikliğinin hep farkındaydık ve kimsenin bu alanda bir çalışma için harekete geçmemesi bizleri şaşırtıyordu açıkçası. Son olarak futbol oynayan birkaç kadın arkadaşımızın bu alandaki çabasına ve maruz kaldıkları eşitsizliklere yakından tanıklık edince bu duruma daha fazla kayıtsız kalmak istemedik ve 2019’un Haziran hayatında yayın hayatımıza başladık. Çünkü bu eşitsizliklerin sadece bizim tanıdığımız kadın ve LGBTİ+’ların başına gelmediğini biliyoruz. Bu tür cinsiyet temelli ayrımcılıklar dünya genelinde yaşanmakla birlikte bu durum Türkiye’de daha fazla hissediliyor.

Alan Savunması, eril zihniyetin tekeline almaya çalıştığı spor ve spor medyasındaki cinsiyetçi tutumlara karşı toplumsal cinsiyet odaklı spor haberciliği yapmayı amaçlayan bir oluşum aslında. Cinsiyetçi söylemlerden uzak durarak yaptığımız yayınlarda, özellikle futbolda sık kullanılan ‘’takımının en önemli gol silahı, kaleye adeta roket attı, mermi gibi bir şut çekti’’ vs. gibi savaş çağrışımı yapan benzetmeler yerine barış dilini kullanmaya da özen gösteriyoruz.

Alan Savunması’yla birlikte içeriklerimizde; sporda ve spor medyasında cinsiyet temelli ayrımcılığa uğrayan, ötekileştirilen, mobbingin yanı sıra sözlü/fiziksel şiddete maruz kalan kadın ve LGBTİ+ sporculara yer vererek bu bireylerin görünürlük mücadelesine katkı sunmayı amaçlıyoruz.

Her türlü spor organizasyonunda yer alan kadın ve LGBTİ+ bireylere yöneldiğimiz içeriklerimizde sporun belirli bir cinsiyetin tahakkümü altına alınmasına karşı çıkarak haber/içeriklerimizi daha insancıl ve eşit bir spor ortamına katkı sunacak şekilde oluşturuyoruz. Böyle bir platform oluşturmamızın sebeplerinden biri de kendimizden yola çıkarak, insanlara bir LGBTİ+ birey olmadan da LGBTİ+ bireylerin hakkının savunulabileceğini göstermek. Alan Savunması’nı üniversiteden arkadaşım Özdemir Atuğ ile birlikte hayata geçirdik ve şimdilik sadece iki kişi faaliyet gösteriyoruz. Oluşumun tüm aşamalarında sadece bizler varız. İkimiz de 23 yaşında, Uşak Üniversitesi Gazetecilik bölümü son sınıf öğrencileriyiz. Ben (Ali Safa Korkut) bir yandan eğitimimi sürdürürken bir yandan da freelance olarak gazetecilik faaliyetlerinde bulunmaya çalışıyorum. Bu sebeple Bianet, Kaos GL Inside Turkey gibi hak haberciliği yapan internet gazetelerine katkı sundun, sunmaya çalışıyorum. Bunun yanı sıra T24, Demokrat Haber, Gerçek Gündem, Etha ve İzNews gibi internet gazetelerinde de haberlerim yer aldı. Ayriyeten FourFourTwo ile Deplase dergide yazıyorum. Düzensiz aralıklarla da manifold.press adresinde yazılarım çıkıyor.

Alan Savunması’nın editöryal süreçlerinden sorumlu olmakla birlikte muhabirlik ve grafik tasarım işlerini de ben yapıyorum. Özdemir ise sosyal medya yöneticiliği ve sitenin teknik işleriyle ilgileniyor. Ayşe Ongun isimli bir arkadaşımız da sitemizde gönüllü olarak çevirmenlik yapıyor. 

 

Sporda ve hatta bir bütün olarak yaşamın her alanında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı çıkan inisiyatiflerin Türkiye’de sesini duyurabildiğine inanıyor musunuz? 

 

 

Kısmen de olsa evet. Kısmen dememin sebebi, sadece onlar gibi düşünen, yani toplumsal cinsiyet eşitliğini, insan haklarını savunan kimselere seslerini duyurabiliyorlar. Zira eşitliğe, düşünce ve ifade özgürlüğüne, genel olarak insan haklarına saygı duymayan insanların pek çoğu, sert karakterler ve açık fikirli insanlar olmaması sebebiyle bu tür inisiyatifleri kulak vermemekle birlikte ciddi olarak da karşı çıkıyorlar.Hal böyle olunca da seslerini, sadece bu inisiyatiflerle aynı çizgide olan, insan haklarına inanan kimselere duyurabiliyorlar. Bu çevredeki neredeyse tüm insanlara ulaşabiliyorlar lakin karşıt görüşteki insanlara –bu insanlar istemediği için- ulaşamıyorlar. Asıl önemli olanın o insanlara ulaşmak, onları kazanmak gerekliliği olduğunu düşününce de ben bu inisiyatiflerin henüz tam olarak seslerini duyurabildiklerini düşünmüyorum. Ancak tabii ki önceki yıllara oranla büyük yol katedildi.

 

 

Sizce sahalarda ve tribünlerde cinsel kimlik temelli ayrımcılık ve cinsiyetçi söylemlerin önüne nasıl geçilir?

 

 

Bunun için geniş kapsamlı bir çalışma hazırlanması gerektiğini düşünüyorum. Maalesefe sadece bir futbol kulübünün kendi içinde yapacağı çalışmalar veya yaptırımlar bu gibi yaklaşımların önüne geçmekte yeterli olmaz.

 

İlgili sporlardaki federasyonların, amatör ve profesyonel spor kulüplerinin, sporcuların, tribün gruplarının, medyanın ve önde gelen spor insanlarının bir araya gelerek oluşturacağı bir projeyle, organize bir şekilde bu gibi ayrımcı yaklaşımların üzerine gidilmeli. Tabii ki sivil toplum örgütleri, sosyologlar ve spor psikologlarının katkısı da burada çok önemli. Tüm bu oluşumlar bir araya gelerek organize bir şekilde proje ve çalışmalar yürütürse, kısa vadede olmasa da uzun vadede bu cinsiyetçi yaklaşımların önüne geçilebileceğini düşünüyorum. Bu noktada kilit kavram “birlik olarak”. Tüm bu özneler bir araya geldiği takdirde 6-7 sene sonra çok daha özgür, eşitlikçi ve kapsayıcı bir ortamımız olduğunu dillendirebiliriz.

 

 

Dünyada LGBTİ+ sporculara yeterince yer verildiğini düşünüyor musunuz? Ve Türkiye’de bu mümkün mü?

 

 

Küresel olarak baktığımızda sadece sporcu olanlarına değil, genel olarak LGBTİ+’ların tümüne bir ambargo uygulanıyor. Bu insanları kamusal alanlardan uzak tutmaya çalışan, onları şeytanlaştıran politikalarla kendilerine karşı bir nefret dalgası körüklenmiş durumda. Ancak tabii ki LGBTİ+ hakları, hatta genel olarak insan hakları için mücadele eden kurumlar ve aktivistlerin de katkısıyla, son yıllarda bu kişiler toplumda yavaş da olsa görünürlük kazanmaya,

insanlar tarafından sayı görmeye başladı. Spor da LGBTİ+’ların varlık gösterdiği alanlardan biri ancak eril zihniyetin tahakkümü altında olması sebebiyle özellikle takım sporlarında son derece homofobik bir anlayış hakim. Eskiye oranla LGBTİ+ sporcuların sayısında bir artış olsa da ne yazık ki spor henüz yeterince kapsayıcı değil. Bu sebeple gerek medya ve toplumun LGBTİ+ sporculara karşı tutumu gerekse LGBTİ+ sporcuların –haklı olarak- yönelimlerini gizlemesi sebebiyle, çeşitli cinsel yönelimlere sahip sporculara yeterince yer verildiğini düşünmüyorum. Bu durum Türkiye için de geçerli olmakla birlikte burada şartlar LGBTİ+ sporcular için çok daha zor. Zira henüz kadınların dahi spor alanlarına kabul edilmediği, sporun bir erkek meşgalesi olarak görüldüğü ülkemizde LGBTİ+ sporculara ne medya ne de toplum yeterince yer vermiyor.

 

 

Türkiye’de kulüpler düzeyinde bu ayrımcılığı önleme noktasında çalışan kulüpler var mı?

 

 

Evet, özellikle Fenerbahçe’nin bu konuda önemli ve farkındalık yaratacak çalışmaları var. Toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda herkesi harekete geçmeye çağıran HeForShe hareketine dâhilolan Fenerbahçe, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye’nin en aktif spor kulüplerinden biri Fenerbahçe, geçtiğimiz sezon ‘Kapsayıcı Spor Kulübü’ olma hedefiyle Birleşmiş Milletler Kadın Birimi ile işbirliğine gitmiş ve ”kadın ve erkek birlikte eşitiz” diyerek HeForShe hareketinin Türkiye’de spor kulüpleri arasındaki ilk temsilcisi olmuştu. Geride kalan 1 senenin ardından bu doğrultudaki önemli çalışmalar yapan kulüp, 2019 Haziran ayında resmi sitesinden yaptığı bir açıklamayla toplumsal cinsiyet eşitliğini Fenerbahçe Spor Kulübü’nün bir kültürü haline getirmek için HeForShe kapsamında kendi iç eğitmenlerini yetiştirmeye başladığını da açıklamıştı.

Kulüp, yine kasım ayında da adını tarihe geçirmiş ilkleri başarmış kadın sporcuları için Fenerbahçe Müzesi’nde “Tarihe İz Bırakan Fenerbahçe Kadınları” köşesini açmıştı. Yine Galatasaray da yavaş da olsa bu konuda çalışmalar yapmaya başladı. Kulübün yönetim kurulu üyesi Dilek Kutlu, Aralık 2019’da bir açıklama yaparak, 2020 yılında sarı kırmızılı kulübün şiddetle mücadele etmek için bir sosyal sorumluluk projesi başlatacağını ve bunun için kulüp bünyesinde bir “Kadın çalışma grubu” kurulduğunu duyurmuştu.

 

 

Okuyucularımıza son olaral söylemek istediğiniz bir şey var mı?

 

Bizi internet sitemiz ve sosyal medya hesaplarımızdan takip etmeyi unutmasınlar. Kalemine güvenen ve sporda toplumsal cinsiyete ilgi duyan okuyuculara da kapılarımızın her zaman açık olduğunu belirtelim.

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *