30 Nisan 2020, 13:47 tarihinde eklendi

Tanrıkulu’ndan 1 Mayıs raporu

Tanrıkulu’ndan 1 Mayıs raporu

CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, 1 Mayıs İşçi ve Emekçiler Hak İhlalleri Raporu’nu yayınladı. AK Parti’nin iktidarının sürdüğü 2002 yılı ile 2019 yılları arasında en az 23 bin 980 işçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiği ifade edilen raporda yıl yıl iş cinayeti sayıları paylaşıldı. 11 Mart-10 Nisan tarihleri arasında ise en az 159 işyerinden 855 işçinin korona virüsü testinin pozitif çıktığı bilgisi de raporda yer aldı.

 

 

2019’DA BİN 736 İŞ CİNAYETİ

 

AK Parti hükümetlerinde yaklaşık 24 bin iş cinayetinin “önlenebilir sebeplere” rağmen yaşandığı ifade edilen raporda; 2002 yılındaki iş cinayeti sayısı 146, 2003 yılında 811, 2004 yılında ise 843 olarak yer aldı. 2016 yılındaki iş cinayeti sayısı bin 970, 2017’de 2 bin 6, 2018’de bin 797 ve 2019’da ise bin 736 iş cinayeti yaşandı. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) verilerine göre, 2019 yılında iş cinayetlerinde ölenlerin yüzde 83’nü (bin 433 kişi) ücretliler, yüzde 17’ni ise kendi nam ve hesabına çalışanlar oluşturdu.

2019 yılında ölenlerin 23’ü (yüzde 1,32) sendikalı işçi, bin 713’ü ise (yüzde 98,68) sendikasız işçilerdi. 2019 yılında iş cinayetlerinin yaş gruplarına göre dağılımı ise raporda şu şekilde sıralandı:

-14 yaş ve altı 29 çocuk işçi,

-15-17 yaş arası 38 çocuk/genç işçi,

-18-27 yaş arası 246 işçi,

-28-50 yaş arası 833 işçi,

-51-64 yaş arası 366 işçi,

-65 yaş ve üstü 115 işçi,

-Yaşı belirlenemeyen 109 işçi

-112 mülteci/göçmen işçi

 

ÇOCUK İŞÇİLER

 

Türkiye İstatistik Kurumu, “Çocuk İşgücü Anketi Sonuçları 2019″ çalışmasını mart ayında yayınladı ve bu araştırmaya göre, Türkiye genelinde 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 16 milyon 457 bin olarak kayıtlara geçti.

Raporda TÜİK verilerine dair, “TÜİK’e göre, bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin olurken, çalışan çocuklar arasında 5 yaşında çocuk gözlenmemiş, 5-17 yaş grubunda çalışan çocukların aynı yaş grubundaki çocuklar içinde payını gösteren istihdam oranı ise yüzde 4,4 olmuştur” ifadelerine yer verildi.

TÜİK’in açıklamasında, çocukların çalışma nedenlerinde ilk sırayı yüzde 35,9 ile “hane halkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmanın” aldığı, bunu yüzde 34,4 ile “iş öğrenme, meslek sahibi olmanın”, yüzde 23,2 ile “hane halkı gelirine katkıda bulunmanın”, yüzde 6,4 ile de “kendi ihtiyaçlarını karşılamanın” izlediği belirtildi. Çalışan çocukların yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’i sanayi, yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe yer alırken, bu çocukların yüzde 66’ı düzenli iş yerinde, yüzde 30,4’ü tarla-bahçede, yüzde 3’ü seyyar sabit olmayan iş yeri veya pazar yerinde, yüzde 0,5’i ise evde çalıştı.

 

‘ÇIRAKLAR DAHİL EDİLMEDİ’

 

Fişek Enstitüsü Çalışan Çocuklar Bilim ve Eylem Vakfı’nın “TÜİK Çalışan Çocuk İşgücü Anketi 2019” hakkında değerlendirmesine de yer verilen rapor şu ifadelerle devam etti:

 

ÇOCUK İŞÇİLİĞİNİN DÜŞÜK OLDUĞU ZAMAN DİLİMİNDE YAPILDI: Anket, önceki anketler gibi çocuk işçiliğinin en düşük olduğu, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında yapılmış. Bu aylar, genel olarak, özellikle de tarımsal faaliyetlerin büyük ölçüde tamamlandığı ve okulların açık olduğu bir dönemi kapsadığı için çalışan çocuk sayısının en düşük olduğu zaman dilimi.

 

SURİYELİ GÖÇMENLER DAHİL EDİLMEDİ: Anketin 2011 yılındaki iç savaştan sonra Türkiye’ye göç etmek durumunda kalan Suriyeli haneleri kapsayıp kapsamadığı belirtilmemiş. Bununla birlikte çocuk sayısının 1,2 milyon kadar arttığı görülüyor. Ancak bu artış anketin kapsadığı nüfus grubunun değişmesinden kaynaklanıyor. Geçmişteki anketler 6-17 yaş grubunu içerirken, son anket 5-17 yaş grubunu kapsıyor. Dolayısıyla ankete Suriyeli göçmenlerin dahil edilmediği anlaşılıyor. Ankete dahil edilmeyen bir diğer kesim de çıraklardır. Çocuk işçiliğin bir biçimi olan çıraklık ne önceki anketlere ne de bu son ankete dahil edilmiştir.

 

‘AÇLIK OYUNLARI OYNAMAYA ZORLANMASIN’

 

Tanrıkulu raporda 1 Mayıs’a ilişkin ise, “Türkiye’de çocukların çalışmadığı, çalışmak zorunda bırakılmadığı, işçilerin emeklerinin sömürülmediği, yaşam haklarının göz ardı edilmediği, iş cinayetlerinin yaşanmadığı ve işçilerin ölümle yaşam arasındaki çizgide açlık oyunları oynamaya zorlanmadığı bir Türkiye hayal değildir! Türkiye Cumhuriyeti Devletin sosyal bir devlet olup, yurttaşların sosyal refahını korumakla yükümlüdür. AKP Hükümetleri döneminde benimsenen politikalar ile Anayasaya aykırı hareket edilerek patronların adeta sırtının sıvazlanmasına ve işcilerin ölüme gönderilmesine ivedi son verilmelidir” ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: Gazete Duvar

BİR CEVAP YAZ

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Doldurulması zorunlu alanlar işaretlendi *